• RSS ile takip et

Sarp’ın ötesi Sarpi

Ağu 16, 2014 by     3 Yorum    Bu kategorinin altına gönderildi:: Genel

kapak

2011’i 2012’ye bağlayan yılbaşında Anıl ile birlikte Amerika’da birlikte çalıştığım arkadaşımı ve ailesini ziyaret etmek için Tiflis’e gitmiştik. Gürcistan’a kimlikle girişin başlamasının 10 gün sonrasına denk gelen bu ziyarete dair yazıda Pegasus Havayolları’nın yolcu taşıma cehaleti üzerine bir laf kalabalığı var (Yazı şurada). Yazı altına yapılan yorumlar ve e-posta ile sorulan “nasıl gidilir, sorun çıkar mı?” soruları da yanında…

Geçtiğimiz hafta üç arkadaş Karabük’ten önce Batum’a (5 gün) sonra da Tiflis’e (2 gün) karayolu üzerinden seyahat ettik. Yola çıkmadan önce Batum nedir, ne değildir, nerede yenir, kalınır gezilir… Baya bir araştırma yaptık. Kişisel görüşüm İnternet üzerinden okuduğumuz bilgilerin yarısını kullanabildiğimiz yönünde. Batum taraflarına karayolu ile gitmek isteyenler olur, ne yenir, nerede kalınır sorularını soranlar olur düşüncesiyle üzerinden fazla zaman geçmeden birkaç not bırakmak niyetim. Tabi sağına soluna da izlenimlerimi ekliyorum.

Gürcistan’a kimlikle giriş yapılmaya başlandıktan sonra Doğu Karadeniz Bölgesi’nden Batum’a günlük turların düzenlendiğini, hafta sonları otomobillerle Sarp’tan geçip Batum’a gidenlerin olduğunu duyuyoruz. Önceleri Azeriler ve Ermenilerin yoğun olarak tatil amaçlı ziyaret ettikleri bu yer son üç yılda Türkiye girişli ziyaretçileri yoğun olarak çekiyor. Haliyle son zamanlarda Batum’da görselliğe önem verilmiş ve Gürcistan devleti sahil şeridi boyunca yüksek binaların yapımını teşvik etmiş, eski şehir merkezinin olduğu iç kesimde ise restorasyon çalışmaları yapılmış, halen de devam ediyor.

Neyse, üç arkadaş bir cumartesi akşamı 18:00 civarında hedefi 970 km öteden görerek Karabük’ten yola çıktık. Yol üzerinde iki buçuk saat mola vererek ertesi gün sabah 08:45’te Sarp Sınır Kapısı’na vardık. Hafta sonu olması nedeniyle sınır kapısı biraz kalabalıktı. Gürcistan’a otomobille girmek istiyorsanız ruhsat sahibinin arabada olması, yanında da ruhsat ve nüfus cüzdanını bulundurması gerekiyor. Arabadaki diğer kişiler ise bankolardan geçerek giriş yapabiliyorlar. Üç yıl önce “Gürcistan’a 1 TL ile giriş yapın,” olarak verilen sözler (ki üç yıl önce havayolu ile bedel buydu) bugün sınır kapısında görev yapanların 15 TL’ye giriş-çıkış işlem formu vermesi şeklinde sürdürülür durumda. Burada belki ilk uyarı verilebilir, hafta sonu sabah ve akşam vakitleri sınır kapısında ciddi sıra ile karşılaşabilirsiniz. Biz karşılaştık. Yaya geçişi yaklaşık bir saat sürdü. Araç geçişi ise bir buçuk saat civarında.

20140803_085824

20140803_094815

Fotoğrafların altına not: Sınırın Türkiye tarafı biraz çerçöp, Gürcistan tarafı temiz. Bir diğer not: Sınırdan geçtikten sonra Gürcüler tarafından konuşulan Türkçe, tümce sonunda Doğu Karadeniz Bölgesi ağzından bir parça “… daa” barındırıyor. Bunu fark etmek hayli ilginçti.

Sınırdan geçtikten sonra Batum 25 km uzaklıkta. Bu 25 kilometrelik yolu sonrası için bize iyi işaretler veren, sağdan soldan geçen trafik canavarları arasından geçerek aldık ve konaklayacağımız, Kobaladze Caddesi üzerindeki Orbi Plaza’ya ulaştık (Buradan). Batum’da nerede konaklanır sorusunun yanıtı olarak İnternet üzerinde bir arama yapsanız karşınıza birçok seçenek çıkar. Batum’da kalacağınız sürede biraz konfor istiyorsanız Orbi Plaza gayet uygun. Fiyatları diğer otellerle karşılaştırdığınızda arada pek bir farkın olmadığını göreceksiniz. Orbi Plaza, Batum’daki tek Su Parkı’na, Yeni Bulvar’a yakın, taksi ile şehir merkezine pazarlıkla 5-6 Lari, pazarlıksız 10 Lari uzaklıkta. Yine bu bölgede inşaat halindeki yüksek binaları görebilirsiniz. ORBİ adında bir şirket iyi bir yatırım yapıyor olacak ki plaza, kule vs. gibi binalar dikmeye başlamış buraya, bölgeyi ele geçirmişler.

Yol tamam, kalacak yer tamam, peki Batum nasıl? Uç noktalardaki fakirlik ve zenginliği, eski SSCB ülkelerindeki gelir dağılımı problemini zorlanmadan görebileceğiniz bir şehir. Dikdörtgen prizma Sovyet apartmanlarını bilirsiniz, aşağıda bir örneği var, kaldığımız daireden çektiğim bir fotoğraf. Şehin bizim kaldığımız bölgesi ile yeni şehir merkezi arasındaki uçurumu görmek mümkün, pazarlıkla 5-6 Lari, pazarlıksız 10 Lariye atlayın taksiye izleye izleye gidin. Şehir merkezine vardığınızda ise görecekleriniz sizi hayretler içinde bırakabilir. Türkiye’de arka arkaya göremeyeceğiniz son model arabalar, gösterişli binalar… Hepsi orada.

_8057054

Üç yıl önceki Tiflis gözleminden Batum’a bir şey aktaracak olursam SSCB sonrası yılgınlığın insanların üzerinde bıraktığı bıkkınlığı ve üşengeçliği görebiliriz. Tabi bu bıkkınlık ve üşengeçlik erkekler hakkında bir görüş. Gürcistan dünyada ilk kadın hükümdarın yönetime geldiği bir yer (1160-1212). Kraliçe Tamar/Tamara’nın Gürcistan tarihinde bir fenomen olarak yerleşmesi kendi hükümdarlığı döneminde ülke topraklarının tarihinin en geniş sınırlarına ulaşmasına dayanıyormuş ve bu kültürde, şehircilikte, edebiyatta, sanatta büyük izler bırakmış. Kadının tarih içinde diğer toplumlardan daha erken öne çıkması Gürcistan’ı SSCB döneminde kadınların en yüksek eğitim seviyesine sahip olduğu devlet konumunda tutmuş. Gürcü arkadaşımın söylediği şey, ilk-orta öğretimdeki öğretmenlerin yüzde 70-80’inin kadın olması bu toplum için kadınların çalışma ve eğitim gücüne bir misal oluşturabilir. Bunu Batum’da nereye bağlıyorum? Girdiğiniz markette, bankada, restoranda, barda çalışanlar genellikle kadınlar. Erkekler ne yapıyor diye sordum. Gürcü arkadaşlarımla olayı kıyaslarsam… Erkekler evde sadece bira, çaça (Gürcü içkisi) içmekle meşgul diyebilirim gibi.

Yer, mekan, yemek demeden önce şu soruya yanıt vermek en doğrusu olacak. Batum’a Türkiye’den gidenler ne yaparlar? Misal, meydanda geziyoruz ve elimize biri bir kağıt tutuşturuyor, bir gece kulübü broşürü, “abi servisimiz iyidir.” Türkiye’den geldiğinizi anladıkları an, erkek erkeğe geziyorsanız onlar için bir hedef kitlesiniz. Onlar derken? Gürcü değil onlar, Türk. Batum’da şehir merkezine doğru yaklaştıkça hem sahil şeridinde hem de iç bölgede kumarhaneleri görürsünüz. Türkiye’nin Kıbrıs’ı, Gürcistan’ın da bir Batum’u var ve buralar ciddi boyutta Türkiye’den giden insanları çekiyor. Disco ya da gece kulübü adında hizmet veren, şehrin büyük bilinen otellerine kadar sinen, Türkiye’den gelen kişilerin parsellediği bildiğiniz pavyonlar var şehirde. Türkiye’den gidenlerin bir nedeni de bu. Google’da, “Batum’da ne yapılır?” “Kalınacak yerler,” “nerelere gidilir” diye yaptığınız aramanın sonucu bu tür şeylere çıkıyor. Batum ileride Karadeniz’in Vegas’ı olabilir fakat Türkiye’den gidenlerin parsellediği ne menem bir sektör ise bu, sadece bu yüzden Türkiye’ye vize uygular (Bence uygulasın!). Ortalıkta ciddi bir sömürü var, gece sektörü diyelim buna. Bu durumdan ben mi çok fazla etkilendim bilemiyorum ama restoranda ya da barda Türkiye’den geldim dediğim anda insanların hafifçe ekşiyen suratını gördüm. Tabi yine araya Türkiye’den yaptığı ithalat, dış ticaret vs. girip bağımlılığını da sürdürmek isteyebilir, Karadeniz kıyısında kısa paslaşmalar devam eder. Son olarak günübirlik Karadeniz çıkışlı turlar. Cumartesi ve Pazar turla gelenleri görmek mümkün…

Peki insanlar burada hangi dili konuşuyorlar? Kendinizi yabancı bir ülkede hissetmeyeceğiniz kadar Türkçe konuşan var, İngilizce yok denecek kadar az. Girdiğimiz her restoranda Türkçe konuşan garsonlar vardı. Yakıt ucuz, Türkiye’de Euro dizel ile 240 TL’ye dolan yakıt deposu 140 TL’ye doluyor. Arabalar lüks, bunun yanında ticari taksilerin çoğu Mercedes. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde ikinci ele düşen arabalar Gürcistan’a getiriliyor ve özel tüketim vergisi ve diğer vergi türleri olmadan 5000-6000 dolara ikinci el, Türkiye’de almak için uğraştığınız arabaları alabiliyorsunuz.

Ne tür yemekler yenir? Nerelerde yenir? Kesinlike McDonalds’tan uzak durun. İnternetin bedava olduğu bir gerçek, bu mecburiyetle gidip güzel para bıraktık oraya. Eğer yemek seçmek gibi bir alışkanlığınız yoksa ve yemek yemeyi seviyorsanız Batum’da bilindik mekanlara rahatlıkla girip yemeğinizi yiyebilirsiniz. Restoranlar Türkiye standartlarında lüks fakat yemek ucuz. Bunun yanında market alışverişleriniz biraz pahalı gelebilir, bu da dışarıya bağlı olduklarından kaynaklanan bir durum olmalı. Yemeğe dönelim, hiç güzel yer bulamadım diyorsanız yönünüzü Piazza’ya çevirebilirsiniz. Meydan olarak tasarlanmış bu yerde lüks restoranlar var. Mimino bunlardan biri. Tabi başlamadan bir not, yemeklerin yanında ekmek isteyin, parasını da ödeyin. Yemek seçme alışkanlığı olanlara öneri Khachapuri. Bildiğimiz pide diyebiliriz fakat Batum’un bulunduğu, başkentliğini yaptığı Acara Özerk Cumhuriyeti’ne has Adjarran Khachapuri yiyebilirsiniz. Pidenin üzerinde yoğun olarak koyulmuş peynir, tereyağı ve üzerinde de yumurta var. Çorba dendiğinde çeşit bol, haşlanmış tavukvari bir görünüme sahip olan Chikirthma da burada iyi bir seçenek. Doğrudan et yemek isterseniz Türkiye mutfağına en yakın seçenekler şişler. Biz 5 gün kaldığımız Batum’da Gürcü yemeklerini üç turda bu restorandan karşıladık. Aklımda kalanlardan biri de Satsivi, ceviz sosu. İçine ne koyulsa yenir diyebilirim. Şöyle diyelim, Türkiye sınırına girip güneye doğru giderseniz bunun adı humus olabilir, ceviz tadı olanından. Piazza’dan biraz liman tarafına yöneldiğinizde, bir arkadaki Kutaisi Sokak’ta Hofbrau Munchen var. Burada da hem Gürcü hem de evrensel yemekleri bulabilirsiniz. Yemek tercihi yapanlar için daha kestirme olabilir. Ve hatta, Gürcistan mutfağından uzaklaşayım diyorsanız Gogebashvili ile Noe Zhordania Caddesi’nin kesiştiği yerde bulunan Ukraina Restoran da sizi pişman etmez (Chicken Kiev’i deneyin). Batum’a gitmeden önce “ne yenir” araması yaptığımda Sazandari Restoran’ın övgülerini okumuştuk. Oraya da gittik, Erol Taş’ın eliyle tavuk yediği han görünümünde bir tasarımı vardı. Bizimle ilgileneceği söylenen İngilizce bilen garsonu 30 dakika bekledikten sonra restorandan çıktık.

Yemek yemeyi seviyorsanız ve Batum’a gelmişken Gürcü mutfağına bir göz atayım istiyorsanız restoranların sizi tam olarak karşılamayacağını söylemek mümkün. Hem şehirli, hem de kırsal Gürcü mutfağını tatmak istiyorsanız bir eve misafir olmanız gerekiyor. Gürcülerin misafirperverliklerini sofrada göstermeleri masada yemeklerin üst üste konması ile sonuçlanıyor. Bol…

İçmelik, oturmalık bir yer arıyorsanız Piazza’daki Quiet Woman Pub en iyisi. Meydanı izleyerek güzel bir akşamı orada bitirebilirsiniz.

Batum’da nereler gezilir? Altınızda araba varsa, dinlenmeden gezerim diyorsanız bir, biraz uzatsanız iki günde biter. Sokaklar… Eski ve yeni iç içe. Son derece şık düzenlenmiş sokakların arasından sıyrılan Sovyet binaları, yeşil meydanları, gösterişli kiliseleri izleyerek 20 dakika içinde harabe görünümüne sahip yerleşkelere ulaşabilirsiniz.

_8077206

Sahil şeridi: Sahilde yürüyebilirsiniz. Fakat akşamüzeri bisiklet kiraladığınızda molalı bir şekilde Su Parkı’ndan limana gidiş-geliş bir saate tamamlanır. Batum’un her yerinde olduğu gibi bisiklet kiralarken pazarlık şart, Türkçe konuşabilirsiniz. Ya da yeşil noktalardan otomatlara para atarak bisiklet kiralayıp, bir başka yeşil noktada bisikleti bırakabilirsiniz. Yine sahil şeridinde Ardagani Göleti üzerinde müzikle dans eden fıskiyeleri izleyebilirsiniz. Gündüz vakti teleferiğe binip Batum’a tepeden hakim olan bir yerden manzarayı izleyebilirsiniz.

_8057087

 

O kadar yükseğe çıkmışken 1 Lari atıp dürbünü elinize geçirebilirsiniz.

_8057094

Ve Botanik Parkı… Dünya’nın en büyük ikinci botanik parkı olduğu söylenen bu yer cidden büyük. Bizim şanssızlığımız Botanik Parkı’na vardığımız anda başlayan yağmurdu. Yağmur diner dinmez kendimizi parkın içine attık fakat yine yağmura yakalandık. İçeride baya bir yol aldığımızı düşünmüştük ki haritaya baktığımızda yolun çok başında olduğumuzu fark ettik. Şanssızlık oldu.

_8067169

Müzeler? Gidemedim. Nedenini hala anlayabilmiş değilim. Natakhtari aldı götürdü. Batum’daki tek eksiğim diyebileceğim şey oldu.

Unutmadan, liman tarafında şöyle bir saat kulesi var (bkz: İzmir Saat Kulesi):

_8077194

Pazartesiden cumaya kadar geçen süre Batum’da kaldık. Cuma günü ise 390 kilometrelik Tiflis yoluna çıktık. 390 kilometre bizim için pek uzun görünmeyen bir şeydi fakat iki gündür yağan yağmurun yolu kapatması, üstelik bunun güvenliği, bir buçuk şerit genişliğinde bir gidiş bir geliş yollara sahip olan, yol kenarlarında kedi gözü olmayan Gürcistan’da gerçekleşmesi 7 saatte yolu bitirmemize neden oldu. Ülkenin dağlık arazi üzerinde bulunması yolları da kısıtlamış. Düşünün, öyle dağlık bir ülkede tünelsiz bir şekilde yola devam ediyorsunuz. Aşağıdaki fotoğraf yol boyunca bizim çaresizliğimiz oldu:

_8087227

Haritada mavi ile çizilen yer normal rotamız, bizi gösteren mavi ok ise son derece tehlikeli dağlık yollara sahip olan alternatif güzergah. İki yol arasında ise kocaman dağlar var. Polisin yolu dağlık alana vermesiyle Sachkhere adlı bir şehirden geçtik. Üstüne bir de orada yol yapım çalışmalarının ortasında kaldık. Sachkhere çok küçük, evlerin hemen hemen hepsinin aşağıdaki gibi olduğu bir yer:

_8087224

Peki yollar? Güven vermiyor.

_8087226

Tiflis’te arkadaşımı ve ailesini ziyaret ettik. Yemek-bira-vodka ile Gldani’de iki akşamı geçirip sabah dönüş yoluna koyulduk. Üç yıl önceki yılbaşı ziyaretinde turistik geziyi yaptığımız için bu kez bolca birbirimizi görmeyi tercih ettik. Tiflis güzel bir şehir… Mutlaka görülmeli. Bulunulması gereken birkaç yer: Rustavelli ve Baratashvili Caddeleri, Mtatsminda Park (Tiflis manzarası için), Mtskheta (Dünyada en uzun süre yerleşik hayata sahip olan şehirlerden biri ve Gürcistan Krallığı’nın başkenti, Gürcistan Ortodokslarının merkezi), Sameba Katedrali, Ortachala, Narikala Kalesi, Kartlis Deda (Kartli Anne) Anıtı, Jvari Manastırı, Svetitskhoveli, Agmashenebelli Meydanı, Bağımsızlık Meydanı, Shardeni Caddesi, Avrupa Meydanı, Barış Köprüsü…  

Dönüş yolculuğunda Tiflis-Batum arası şoför bendim. Araba kullanırken hayatım boyunca bu kadar anlık tepkiye açık olduğumu anımsamıyorum. Yukarıda bahsetmiştim, yollar dar, arabalar kaliteli ve ucuz, tabirle “yapıştırıp gidiyorlar.” Karşıdan gelen her tırın arkasında kullandığı Audi ve Mercedes ile özdeşleşen aslanlar var, her an sizin bulunduğunuz şerite arabanın yarısını sokup yanınızdan son sürat geçebilirler. Siz önünüzdeki arabayı sollarken sizi de sollayan çıkabilir. Tır demişken, yolda 150’nin üzerinde tır gördüm ve bunların hemen hemen hepsi Türkiye plakalı.

Karabük’e vardığımızda bir haftada aldığımız kilometre 3000 civarındaydı.

Son olarak Batum, kesinlikle beş günlük bir yer değil, iki gün yeterli. Bu iki günün biri hafta içi, diğeri de hafta sonu olabilir. Bir günü de denizde ya da havuzda geçirseniz… Üç. Sözün özü, Batum güzel yer. Kötü ünü sizi korkutmuşsa, ben bir deniz tatili yapayım, yine de oralarda bulunayım derseniz 25-30 km kuzeyde Kobuleti adında genellikle Gürcülerin tatil için tercih ettikleri güzel bir kasaba var.

3 Yorum + Yorum ekle

  • Ellerinize sağlık hocam Ekim gibi gitmeyi planladığımız Gurcistan hakkında epey bilgilendik…Cok keyifli anlatmışsınız eminim geziniz de bir o kadar keyifli geçmistir…

  • Gürcistan’a kimlikle giriş yapılmaya başlandıktan sonra Doğu Karadeniz Bölgesi’nden Batum’a günlük turların düzenlendiğini, hafta sonları otomobillerle Sarp’tan geçip Batum’a gidenlerin olduğunu duyuyoruz. Önceleri Azeriler ve Ermenilerin yoğun olarak tatil amaçlı ziyaret ettikleri bu yer son üç yılda Türkiye girişli ziyaretçileri yoğun olarak çekiyor. Haliyle son zamanlarda Batum’da görselliğe önem verilmiş ve Gürcistan devleti sahil şeridi boyunca yüksek binaların yapımını teşvik etmiş, eski şehir merkezinin olduğu iç kesimde ise restorasyon çalışmaları yapılmış, halen de devam ediyor.

  • Merhabalar. verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Araba alım satımı için güvenilir bir kişi var mı orada tavsiye edeceğiniz.

Yorum yap

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>