• RSS ile takip et

Babilli Hillel’in kuramsal yaklaşımları

May 28, 2012 by     Henüz yorum yapılmadı    Bu kategorinin altına gönderildi:: dilbilim

Bu okuyacaklarınız MÖ 60- MS 10 tarihleri arasında bir zamanda Babilli Hillel’in yaşadıklarıdır. Hillel o dönemlerde Mişna ve Talmud‘un gelişimine büyük katkı sağlayan bir dini liderdi. Mısır’da kölelikten kurtulan İsrailliler’in göç hikayesini anmak için kutlanan ve buralardaki Kurban Bayramı’nın muadili olan Hamursuz Bayramı, o günlerde şabat günü ile çakışır ve Beterah’ın din alimleri bu durumu çözüme kavuşturması için Babilli Hillel’i huzurlarına çağırır.

Peki nedir o dönemde insanlara rahatsızlık veren durum? Hamursuz Bayramı ile şabatın aynı günlere rastlaması ne gibi sorun oluşturabilir?

Babilli Hillel’den istenen, çatışmanın merkezine inmesi ve bunun için bir çözüm üretmesi. Çatışma? Yahudiler şabata denk gelen hafta günlerinde işgücü içeren herhangi bir iş yapmazlar ve Hamursuz Bayramı’nda da kurban keserler. Yani Hamursuz ile şabatın aynı güne rastlaması çatışmayı ortaya çıkarıyor çünkü kurban kesmek ya da adak adamak işgücü içerir, bu işgücünü de şabat günü kullanmamak gerekir. Yasalar böyle. Hillel’in de çözüm bulması gereken şey budur. Yani burada Hamursuz Bayramı mı şabattan önce gelir yoksa şabat mı Hamursuz Bayramı’ndan? Beterah’ın din adamları da yasalarda belirtilen bu kuralı unuturlar ve Shemaiah gibi bir peygamberin ve Abtallion gibi bir ermişin öğrencisi olan Babilli Hillel’den yardım isterler. Tabi Hillel de bu çatışmaya En Uygunluk Kuramı (Prince ve Smolensky, 1993) çerçevesinde yapacağı bir inceleme ile çözüm getirir.

Hillel öncelikle iki sınırlılık ortaya atar.

(1)
ŞAB : Şabat günü çalışma.
HAM : Hamursuz Bayramı'nda kurban kes.

Ve Hillel ekler: “Bu iki sınırlılık çerçevesinde oluşturulacak çatışma çok genel sonuçlar içerebilir, burayı karıştıracak bir sınırlılık bulmalıyım. Bu yüzden bir önerim var. Tamid bağışları, yani TAM.” Tamid (TAM) günde iki kez yapılan bir bağıştır ve işgücünün harcanmaması gereken şabat günlerinde bile bu bağışlar yapılır. Yani sınırlılık aşamasında SAB (şabat) sınırlılığından önce gelir. Burada HAM (Hamursuz Bayramı) sınırlılığının da TAM (Tamid bağışı) sınırlılığından önce geldiğini düşünürsek ortaya çıkan sınırlılık dizisi:

(2)    HAM >> TAM >> ŞAB

Hillel de bu doğrultuda aşağıdaki tabloyu çizer:

(3) 

Beterah’ın alimleri yukarıdaki tabloya bir süre bakakalır ve “bu ne ola ki?” gibilerinden bir soru yöneltirler. Hillel’de: “Bu bir tablo, Babil’deki herkes bu tabloyu kullanır. Her sıra olası eylem dizisini ve her sütun da bir sınırlılığı gösterir. Sınırlılık ihlali “*” ile, daha büyük ihlal, yani bir adayın tamamen kaybetmesine neden olan ihlal ise “!” ile ve kazanan aday ise “işaret parmağı” ile gösterilir” der.

Bunun üzerine Beterah’ın alimlerinden biri: “Bu bizim geleneklerimize aykırı, şabatı her ne şartta olursa olsun ihlal edemeyiz, ondan vazgeçemeyiz” der. “Fakat aslında bunu yapıyorsunuz, yani her hafta şabat günü tamid bağışına izin veriyorsunuz” der Hillel alime yanıt olarak. Derken sözü bir diğer Beterah alimi alır ve: “Evet, aslında bu şabatın ihlali anlamına gelmiyor. Tamid bizim şabattaki dini görevlerimizden biri, biz aşağıdaki gibi kurallara sahibiz” der.

(4)   Çalış ---> Ø / [______] şabat
(5)   Ø ---> Tamid / [______] günde iki kez

Bunun üzerine bir diğer alim de “dördüncü kural beşinci kuraldan önce gelir çünkü bunlar birbirini besleyen dizi kurallardır” der diğer alimlere göz kırparak. “Fakat benim yöntemim sezgisel” şeklinde bir yanıt verir Hillel alimlere: “Çünkü bu tablo birbiriyle çatışan sınırlılıkların nasıl çözüldüğünü gösteriyor” diye de ekler. Ahşap sandalyesinde oturan alimlerden biri: “Ee, bizim yöntemimiz de sezgisel, önce bunu yapacaksın, sonra bunu, sonra da şunu… Sen ayinlerin hangi diziyle yapılacağını nereden bilebilirsin ki kurallar olmasa!”

“Tablodaki seride bulunan her eylem, her hareket “önce bunu yap” mantığına sahiptir. Yine, oradaki aşama da hangi eylemin öncelikle gerçekleştirilmesi gerektiğini söyler, aynı mantıkla hangi eylemin bir sonraki aşamada gerçekleştirilmesi gerektiğini de” şeklinde açıklama getirir Hillel alimlerin soru bombardumanına keskin bir yanıt vererek.

Tabi o sırada Beterah alimlerinden biri mırıldanır: “Süzgeçle çorba içmeye benziyor bu iş!”

Diğer alim hemen sözü alır: “Haydi işkembeciye gidek.”

—-*—-

Bir süre çorba içip dinlenirler. Alimlerden biri sözü alır: “Tamam, şimdi ana konuya gelelim. Senin sonucun Hamursuz Bayramı’nın şabattan önce geldiğini yani HAM sınırlılığının ŞAB sınırlılığından önce geldiğini söylüyor. Fakat senin kuramında sınırlılıklar bağımsız bir şekilde tekrar dizilebiliyor, değil mi?”

“Evet, aynen öyle” der Hillel ve ekler: “Bu bizim gelenekler ve uygulamaları birbirinden ayırma şeklimiz.”

Aynı alim tekrar sözü alır: “Hm, o zaman senin kuramında HAM’ın ŞAB’ı yönettiğini, yani ondan önce geldiğini söyleyen ne?”

Hillel’in buna da yanıtı vardır: “Tüm bunlar bağış kuramının bir parçası. Görüşlerimi üç şekilde size savunabilirim. Birincisi bir örnekseme: Tamid ve Hamursuz Bayramı adakları toplumsal adaklardır (yani toplumun (TOP) bir ögesidir) ve TAM da TOP’un bir parçasıdır ve bu parça tıpkı HAM gibi şabattan daha önce gelir, daha önemlidir.”

“Bu örnekseme pek bir işe yaramaz” der alim sert bir şekilde. “Bir tamid adağı sınırlı iken (iki kez yapılır) Hamursuz adağı dünyadaki İsrailli sayısı ile sınırlıdır. Ve hatta sonra gelen şey de tamamen farklı bir – tartışmalı ya da tartışmasız – adak biçimidir” diyerek ekler.

Hillel o gün boyunca getirdiği kuramsal yaklaşımı Beterah alimlerine anlatmaya çalışmış. Ta ki aşağıdaki sözleri atmosfer boşluğuna salana kadar:

“Hamursuz Bayramı şabattan önce gelir. Shemaiah gibi bir peygamber ve Abtallion gibi bir ermiş hep bunu söylerdi.”

Alimler, Hillel’in bu sözlerini duyar duymaz kendisini öğretilerinin prensi ilan etmişler.

—–***—–

Tabi yukarıdaki öyküyü size ben anlatmadım. Elan Dresher (1996) GLOT’ta yayımlanan “The Rise of Optimality Theory in First Century Palestine” adlı yazısında anlatmış.

—————–

Prince, A. & Smolensky, P. (1993). Optimality Theory, Constraint Interaction in Generative Grammar. Technical Report TR-2. Rutgers Center for Cognitive Science. NJ: Rutgers University.

Dresher, E. (1996). The rise of Optimality Theory in first century Palestine. GLOT International 2, 1/2. 

NOT: Buralara önceden girilmiş olan bir diğer EUK içerikli yazı için | bağlantı

Yorum yap

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>